Neden Beyoğlu Belediye Başkanlığına Aday Oldum?

Sevgili Dostlar,

28 Mayıs’ta Gezi’de ağaçlar hukuksuz bir müdahale ile sökülmeye kalkışılmış ve iktidar burada ağaçları korumak isteyen insanlara şiddet uygulamıştı.   Bu olay giderek insanların yaşam biçimine, özel hayatına, hatta bedenlerine kadar her ne akla gelirse karışmaya kalkışan iktidara karşı direnişin fitilini ateşledi ve tarihi Gezi direnişi gerçekleşti.

Merkezi otoritenin kentin her yerine karar verdiği, kaynaklarını ve olanaklarını kendi yakın çevresi ile paylaştırdığı bir yönetimin özgürlükçü olmasını beklemiyorduk.

Ama Gezi direnişi AKP’nin ve Recep Tayyip Erdoğan’ın zafiyeti, korku ve endişeleri, güvensizlikleri ortaya döktü ve  hepimize en yıkılmaz iktidarların bile cesaret, dayanışma ve mücadele ile nasıl bir anda yıkılabileceğini gösterdi. Başbakan İstediği kadar üzerine örtmeye, toplulukları eskiden olduğu gibi kutuplaştırmaya çalışsın, cin bir kere şişeden çıktı.

‘Gezi ruhu’ bizi birbirimize  yaklaştıran bir duygudaşlık oluşturdu.

Özgürlükçü, farklılıkları kucaklayan, doğamıza sahip çıkan, cesur, esprili muhalif dili hepimiz çok sevdik.

Başka bir Türkiye, başka bir siyaset olabileceğini gördük. Umutlandık, heyecanlandık, cesaretlendik.

İşte ben de bu heyecan, umut ve cesaretle, sizlerin de bana öğütlediği gibi partimden Beyoğlu Belediye Başkan aday adaya karar verdim.

Beni bu kararı vermeye yönlendiren ‘Niçin Beyoğlu Belediye Başkanlığı’ sorusuna verdiğim somut cevapları sizlerle paylaşmak istiyorum

  1. Özgürlükçü ve Demokratik bir Siyaset için: AKP yönetiminin giderek merkezileşmesi ve otoriterleşmesi Türkiye’nin önündeki önemli sorunları çözülmez hale getirdi. Memleketimizde Demokrasi ve özgürlükleri yerleşmesi için artık yeni bir siyaset anlayışının hâkim olması gerekiyor. Özgürlüklerden, insanların mutluluğundan, barıştan, fırsat eşitliğinden, adaletten yana olmak, yönetimin giderek merkezileşmesine ve otoriterleşmesine karşı somut adımlar atmak gerekiyor. Yerel yönetimlerde bu siyasetin yaşama geçmesini sağlamak üzere Beyoğlu Belediye başkanlığına aday oluyorum.
  2. İnsan Odaklı Kentsel Dönüşüm İçin: Belediyecilik bizim memlekette rant oluşturmak ve bunu kısıtlı bir yandaş çevre ile bölüşmektir. Ben ‘siyaset yapmayı’ insan için, insanla beraber, daha güzel bir dünya yaratmak olarak algılıyorum. Son 20 yıldır   İstanbul’u yöneten AKP zihniyeti rant odaklı, insanı dışlayan   kamu alanları düzenlemelerine (Taksim bunların en sembolik olanı), TOKİ’nin kimliksiz sitelerine, tarihi hiçe sayan AVM projelerine içim acıyor, isyan ediyorum. Örneğin AKP’li Beyoğlu Belediyesinin Tarlabaşı projesinde, Belediye yatırımcı ile (bilin bakalım kim?) anlaşıyor, projeleri hazırlayan mimarlar müteahhite bağımlı olarak çalışıyor. Projeler yatırımcının beklentileri ile geliştiriliyor.  Oysa insan odaklı Kentsel dönüşümle ilgili plan ve projeler halkla birlikte, mahallelilerin ihtiyaçlarına, imkânlarına ve isteklerine göre gerçekleştirilmeli. İnsanlar yerinden edilmemeli. Dönüşümle ilgili projeler halkın lehine olacak şekilde halkla birlikte kararlaştırılmalı. Dünyadaki başarılı uygulamalarda olduğu gibi, müteahhitler, yatırımcılar plan ve proje hizmetleri tamamlandıktan sonra devreye girmeli. Tarlabaşı’nda, Okmeydanı’nda kentsel dönüşümü adil, katılımcı, kentli bir yaklaşım ile dönüştürmek için aday oluyorum.
  3. Beyoğlu ekonomisini güçlendirmek için: Beyoğlu bir tarihi ticaret merkezidir. Ancak son yıllarda Beyoğlu esnafı, lokanta sahibi, kitapçısı küçülüyor ve kapanmaya yüz tutuyor. Ekonominin ana dinamosu gelişmiş insan gücüdür. Beyoğlu gelişmiş insan gücü ve yaratıcı ve özgürlükçü ekonomi politikası ile İstanbul un ekonomik olarak en gelişmiş ilçesi olmaya adaydır.  Ben Beyoğlu’nun kültür sanatın, eğlence ve turizm İstanbul’daki Türkiye deki ve hatta Avrupa da ki merkezi olması için aday oluyorum.
  4. Adil ve Eşit bir Yönetim için: Gezi direnişinde Tayyip Erdoğan Kasımpaşa (AKP %50 sinin kod adı) ile Cihangir (Diğer %50 ve Gezi direnişçilerinin kod adı) karşı karşıya getirdi.  Bu aslında yıllardır sürdürülen kutuplaşmanın ortaya dökülmesiydi. AKP belediyeleri kendi yakın çevresine kamusal alanları kapatıyor, belediye olanaklarını sunuyor. Oysa Belediye yönetimlerinin buna hakkı yoktur. Belediye yönetimleri eşitliği sağlamak, adil olmak zorunluluğu vardır. Belediye yönetimi bu nedenle kararları çıkar grupları ile değil, sivil toplumla birlikte alması, temsil gücü zayıf olan toplulukların katılımını sağlaması gerekir. Kasımpaşa ve Cihangir’i kucaklayan adil ve eşitlikçi bir belediyecilik anlayışı için aday oluyorum.
  5. Katılımcı, Şeffaf ve Hesap veren Yönetişim modeli oluşturmak için: Beyoğlu entelektüel birikim, toplum ve çevre duyarlılığı yerel siyasetçiler için çok önemli bir sermayeye sahip. Bu sermayenin katkısı ile Beyoğlu’nu Türkiye’nin değil Dünyanın yaşanması en cazip ilçesi olmaya aday. Oysa iktidar Taksim projesinde olduğu gibi bu  entelektüel sermayeyi hiçe saymakta hatta onunla çelişmektedir.   Karar alma süreçlerimizi sokak mahalle bazından başlayarak yukarıya doğru,  sivil toplumun katılımını sağlayan bir ‘Katılımcı yönetişim modeli’ oluşturmak üzere aday olmak istiyorum. Bağımsız denetleme şirketleri tarafından denetlenen, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetimi yaşama geçirmeyi hedefliyorum.
  6. Kadına, Gence, Yaşlıya, Romana, Kürte, Aleviye, LGBT bireylerine, dini azınlıkları yani bütün ötekileri kollamak ve onların yaşamını iyileştirmek için: Beyoğlu ‘öteki’ nin merkezidir. Çoğunlukçu bir yönetim ile ötekilerin ihtiyacı olan parkı, spor salonunu, yürüme yolunu, eğitim merkezini, onunla birlikte düzenlemek ‘ötekinin’ en güzel yaşam ilçesini yaratmak için aday olmak istiyorum.
  7. Kültürel mozaiği ve zenginliği korumak ve geliştirmek için; Beyoğlu 16 müze, 200 ün üstünde sanat kurumu, 32 kültür merkezi, 50’nin üstünde tiyatro, sinema ve gösteri sanat kurumu ile kültür ve sanatın merkezidir. İstanbul ve Türkiye’nin gözbebeğidir. Bu kültürel zenginliği korumak ve geliştirmek  Beyoğlu’nu kültür ve sanat dünya çapında merkezi yapmak için aday olmak istiyorum.

Bu temel prensiplerim çerçevesinde bir program geliştirmeyi hedefliyorum. Beyoğlu’nun gelişimi için yıllardır çaba gösteren dernek, platform, sanatçı, akademisyen, esnaf, kadın, genç ile birlikte geliştirmek ve bir ‘Dünya Kültür Merkezi Beyoğlu’ programını oluşturmak istiyorum.

Bana bu programı oluşturma sürecine katkı sunmanızı rica ediyorum.

CHP den şimdiye kadar 11 kişi Beyoğlu İlçe Belediye Başkan aday adaylığı için başvurdu. Parti yönetimimiz adayını belirleyecek. Umarım bu aday ben olurum.

Sosyal, eşitlikçi, adil, katılımcı, birleştirici, vizyoner bir belediyecilik anlayışını getirmek üzere sizlerle çalışmak çok keyifli bir süreç olacak.

Hepinizi sevgi ile kucaklıyorum.

Gülseren Onanç

13 Mayıs 2019